Marfan sendromu, Loeys-Dietz sendromu ve Ehlers-Danlos sendromu gibi bağ dokusu hastalıkları, aort duvarının yapısal bütünlüğünü zayıflatarak gebelik ve doğum sonrası dönemde aort diseksiyonu riskini artırır. Bu risk, kardiyovasküler cerrahi ve yoğun bakım ekipleri için gebelik takibinde kritik bir planlama gerekliliği doğurur.
Japonya'nın ulusal idari veri tabanı (Diagnosis Procedure Combination) kullanılarak yürütülen retrospektif bir kohort çalışması, 2010-2023 yılları arasında Marfan ile ilişkili hastalığı olan 175 kadının 226 doğumunu inceledi. Doğumların %69'u sezaryen ile gerçekleşti. Gebelik sırasında olguların %1,8'inde (4/226) aort diseksiyonu gelişerek aort cerrahisi gerekti; doğum sonrası hastanede yatış sırasında ise olguların %2,7'sinde (6/226) aort diseksiyonu görüldü. Doğumdan sonraki 1 yıl içinde aort diseksiyonu nedeniyle yeniden hastaneye yatış oranı da %2,7 (6/226) olarak bulundu.
Çalışmada ayrıca emzirmeyi önlemek amacıyla doğumdan sonraki ilk 2 gün içinde kabergolin kullanımı incelendi; kabergolin kullanan ve kullanmayan gruplar arasında doğum sonrası aort diseksiyonu insidansında anlamlı bir fark saptanmadı.
Bulgular, Marfan ile ilişkili bağ dokusu hastalığı olan kadınların doğumdan sonraki 1 yıla kadar aort diseksiyonu riski altında kalabileceğini, bu nedenle doğum sonrası izlemin sadece erken lohusalık dönemiyle sınırlı tutulmaması gerektiğini ortaya koyuyor.
Kaynak: Aortic dissection during the perinatal period in women with Marfan-related disorders: a retrospective cohort study using the Japanese Diagnosis Procedure Combination database, The Journal of Maternal-Fetal & Neonatal Medicine, 2026.